KAOSUN İÇİNDEKİ DÜZEN

Kelebek etkisini hiç duydunuz mu? İllaki içinizde duyanlar vardır fakat ne olur ne olmaz ben yine de küçük bir açıklama yapayım. Kelebek etkisi kısaca bir sistemin başlangıç verilerindeki küçük değişikliklerin büyük ve öngörülemez sonuçlar doğurabilmesidir daha basit bir şekilde söylemek gerekirse Pekin’de kanat çırpan bir kelebeğin New York ta fırtınaya sebep olmasıdır. Peki, bu gerçekten mümkün mü? Bir kelebeğin kanat çırpması, yüzlerce kilometre ötedeki bir şehirde fırtınaya neden olabilir mi? Matematik dersinde uyuduğunuz 5 dk. tüm ömrünüzün tamamen farklı bir yere kaymasına sebep olabilir mi? Ya da bir kalenin yapımında koyulmuş yanlış bir taş ilerde kalenin düşman eline kolayca geçmesine neden olabilir mi? Bütün bunlar size saçma gelebilir ya da birkaç küçük hatanın nasıl bu kadar büyük sonuçlar doğurduğuna şaşırabilirsiniz. Şimdi gelin hep beraber kaos teorisi nedir yakından bakalım.


Bir şeyi araştırmaya başladığımda her zaman ilk olarak nasıl ortaya çıktığını araştırırım. Kaos teorisini araştırırken de yine aynı yöntemi kullandım. Peki bu kaos nerden ve nasıl ortaya çıktı. Aslında kaos çok eski zamanlardan beri hayatımızın içinde, Yunan mitolojisinden tutun da hava durumu tahminine kadar geniş bir hikayesi var. Biz önce Yunan mitolojisi kısmına bakalım. Kaos Yunan mitolojisin de ilk tanrı ve her şeyin yaratıcısı olarak kabul görür. Ondan önce bir şey yoktur her şey onun düzensizliğinden meydana gelmiştir. Yani kaos un düzensizliği düzeni yaratmıştır. Düzenden kasıt ise tüm evrendir. Aslına bakarsanız bu bir mit ve bilimsel bir yanı yok. Şimdi bazılarınız diyecek ki bize mitolojiden örnekler vererek mi bunların olabileceğini kanıtlayacaksın. Tabi ki hayır şimdide bu işin bilimsel tarafına gelelim. Hikâyemiz 1961 yılında bir matematikçi ve meteorolog olan Edward Lorenz’ in hava tahmini hesaplamalarını yapabilmek için bir bilgisayarı kullanmaya karar vermesiyle başlıyor. Lorenz önce bir matematiksel model yapıyor ve bu modele mevcut hava durumunu temsilen sayılar yerleştiriyordu. Bilgisayar da mevcut modeli kullanarak hava durumu tahminlerini dakikalar içinde yapabiliyordu. Sistem en başta oldukça başarılıydı tahminleri neredeyse hep tutuyordu. Bir gün Lorenz tahminlerinden birini tekrar düzenleyerek hesaplamanın yarısın da bilgisayarı durdurdu. Başlangıç noktası olarak burayı alacaktı. Zaman kazandığını düşünüp bir kahve molası verdi. Geri döndüğünde ise ortalık karışmıştı. Bilgisayar tahminlere yaparken yine normal bir şekilde başlamış fakat belli bir süre sonra tüm tahminler çığırından çıkmıştı. Çok büyük bir sapma oluşmuştu tahminlerde, peki bu sapmaya ne neden olmuştu? Lorenz bu konuyu araştırmaya başladı ve şunu fark etti bilgisayar tahminleri üç haneli olarak yazdırırken aslında hesaplamaları altı haneli olarak yapıyordu. Yani Lorenz tahminlere 0.506 sayısıyla başlamıştı fakat bilgisayar hesaplamları0.506127 sayısına göre yapıyordu. Yani başlangıç koşulları ne kadar aynı olursa olsun sayılar içindeki minik ufacık bir fark zaman içinde büyüyerek bir çığ etkisine neden olmuştu. Lorenz’ in bulduğu aslında kaos teorisinin tohumlarıydı v

e bize bir kelebeğin kanatlarının ne kadar önemli olduğunu göstermişti. Gelin şimdi bu öngörülemez hareketlerin düzenle ne alakası var ona bakalım.


Kaotik hareketlerin bilgisayar ortamında modellenmiş bir grafiği.


Şimdi sıra kaos denizinden göz alıcı güzelliğe sahip düzenleri çıkartmaya geldi. Her şey özünde kaos dan oluşur düzen de düzensizlik de. Peki her şey kaostan oluşuyorsa her yapının özünde kaos varsa bulunduğumuz evren ve dünya nasıl bu kadar düzenli olabilir? Aslında Evren o kadar da düzenli değildir. Mesela gezegenlerin yörüngeleri sabit değildir en basitinden. Ya da ağaçların büyümesi, doğada gerçekleşen olaylar düzenli değildir tamamen kaotiktir. Fakat kaosun da kendi içinde işleyen basit kuralları vardır ve bu kurallar sayesinde de içinde bulunduğumuz evren bize düzenli görünün. Kaosun kuralları hakkında size bir örnek vereyim. Sığırcık kuşlarını bilir misiniz? Hani şu gökyüzünde sürü halinde güzel şekiller çizen kuşlar. Bilim insanları bu kuşların nasıl böyle ahenk içinde uçtuklarını merak ediyorlar, başta çeşitli varsayımlarda bulunularak tahminler yürütüyorlar. Fakat hiçbir tahmin başarılı olamıyor. En sonun da bir bilgisayar modeli oluşturuyorlar. Bu modelde boşlukta kuşları temsilen bir sürü nokta bulunuyor bunun yanı sıra kuşlar gibi hareket etmeleri içinde bir sürü kural. Deniyorlar, deniyorlar ve deniyorlar en sonun da bir iki basit kural kalana kadar bütün kuralları tek tek azaltıyorlar ve işte o zaman ekrandaki noktaların kuşlar gibi ahenk içinde ve her seferinde farklı bir şekil oluşturarak süzüldüğünü görüyorlar. Birkaç basit kuralla öngörülemez ve her biri birbirinden farklı hareketler, ne kadar şaşırtıcı öyle değil mi? Birkaç basit kural sonsuza kadar uzanan tahmin edilemez bir hareket zinciri oluşturuyor ahenk ve düzen içinde. İşte içinde bulunduğumuz evren de bu şekilde. Birkaç kural var ve tüm evren o kurallara uyarak düzen içinde süzülüyor. Aslında her şey rast gele ve tahmin edilemez. Milyonlarca kilometrede ötede küçük bir asteroit kendisinden kat ve kat büyük bir göktaşına çarpıp onun yönünü hafifçe değiştirebilir. Bu hafif sapmanın sonsuz uzay boşluğuyla birleştiğini düşünün, belki bizim sonumuzu getirecek taş o taş. Veya en başta verdiğimiz örnekler basit hatalarınız zamanla bir kartopu etkisi yaratarak geleceğimizi etkileyebilir. Belki şu an geçmişte yaptığımız bir davranış yüzünden bulunduğumuz yerde olabiliriz. Bunu kimse bilemez, aslın da büyük bir hata olmadığı sürece kendiniz bile bilemezsiniz. Ayrıca şunu belirtmeden de geçmeyelim, insan doğası da kaosu sever ve onu ister. Evet, düzeni istememize rağmen kaosla mutlu oluruz. En basitinden bir örnek verelim. Bir mekanizma düşünün; sürekli sabit hareketler yapıyor sağa sola bir salınım ya da yukarı aşağı hiç fark etmez düzenli olması yeterli. Bu hareketi bir süre izlediğiniz de size sıkıcı gelir hatta içiniz daralır izlemeyi bırakmak istersiniz. Bu gayet doğaldır çünkü bilinçaltımız düzeni sevmez. Şimdi de başka bir mekanizma düşünün birkaç farklı kol var ve kollara eklenen eklemler sayesinde hareket ettirilince her seferinde bam başka şekiller üretiyor. Çok yüksek ihtimalle böyle bir mekanizmayı izlediğiniz zaman anlamsız bir mutluluk hissedeceksiniz ve sırıtıp mekanizmayı izlemeye devam edeceksiniz. Denemesi bedava benzer bir şeyi yapabilirsiniz bence, buna inanmıyorsanız. Deneysel değil de biraz daha hayatımıza bakalım neden kaosu sevdiğimizi anlamak için ne kadar düzen delisi olsak da. Örneğin şehir hayatı, okul, ders saatleri veya iş de olduğunuz saatler. Pek çoğumuz şehrin düzeninden kaçmak için pikniğe veya bir köye gitme ihtiyacı duyarız. Ya da “of şu ders bitse de eve gitsem” diye sürekli saate bakarız. Aynı şey iş içinde geçerli. Peki, neden bu düzenli şeyler bizi sıkar kurtulmak isteriz? Cevabı çok basit; çünkü biz yaşayan varlıklarız sürekli yeni farklı şeyler ister bilinçaltımız. Yüz yıllardır kaosun içince yaşayan genlerimiz günümüzün köhne sıkıcı düzenine ayak uyduramıyor çünkü. Bu yüzden piknik, doğa bizi mutlu eder bu yüzden tesadüfen yapılmış şeyler güzel olur. Eğer hayatınız düzenliyse ve ilginç ya da tesadüfi bir şey yaşamıyorsanız, bir saatle yelkovan gibi işliyorsa tüm hayatınız, tebrikler siz artık mezardasınız. Pek çoğunuz abarttığımı düşünebilir bunu düşünmekte özgür de tabi. Ama bunlar gerçekler düzenin sıkıcılığı sizi git gide boğuyor bunun bir şekilde önüne geçmeliyiz ve kendimizi kaosun bilinmez düzenine bırakmalıyız bence. Son olarak umarım size anlatmak istediklerimi iyi bir şekilde aktarmışımdır. Kaosun bizim için neler planladığını ve gerçekleyip gerçekleşmeyeceğini bilemeyiz. Arada düzenin dışına çıkmanız dileğiyle herkese bol kaoslu günler.


Muhammet SAKA


44 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör