Bir Damla


Günümüzün en büyük sorunlarından biri olan kuraklık. Son zamanlarda insanoğlunun bilinçsiz eylemleri sonucunda büyük bir hızla daha belirgin bir hale geldi. Özellikle yaz aylarında gündeme gelen kuraklık yaz ayları haber kanalları ve gazetelerin en başköşelerinde yerini almaktan geri durmuyor ama bizler hala gitgide daha hazin bir sona yaklaşan bu acı olayı görmezden gelmeye çalışıyoruz. Gün geçtikçe eriyen buz dağlarını, kuraklık sebebi ile tahrip olan bitki örtüsü yine bu sebepten yok olan orman alanları, dünya da bazı bölgelerin giderek çölleşmesi, su seviyesi kritik noktalara düşen barajları görmezden gelmeyi başarıyoruz. Aslında bu konuda bütün dünya olarak üç maymunu oynuyoruz desek yanlış olmaz sanıyorum çünkü bu saydığım şeyler hala daha gerçekleşirken bizler akan muslukları hiç düşünmüyoruz bile oysaki o boşa akan sular aslında bizim gelecekteki günlerimiz olarak damla damla yoktan yere yok oluyor. Ama bunlar millet olarak çokta umurumuzda gibi durmuyor onca uyarı, bu konuda binlerce haberlere rağmen halan daha millet olarak alışkanlıklardan vazgeçmiyoruz örneğin Pazar günleri araba yıkama âdetinden vazgeçemediğimiz gibi. Arabanın kirli veya temiz olması fark etmeden musluğu sırf adet yerini bulsun diye sonuna kadar açıyoruz. Hani bir söz vardır ya huylu huyundan vazgeçmez bizimki de o misal o araba her Pazar yıkanacak…


Verdiğim örneklerden de anlayacağımız üzere çoğu kötü faktörün nedeninin bizlerin olduğu gibi kuraklığın da sebebi biz insanoğluyuz ve böyle bilinçsiz ve bencilce davranmaya devam edersek de geri dönüşü olmayan sonumuzu kendimiz hazırlayacağız. Bu senenin verilerine bakıldığında Türkiye için 2020 sonbaharının geçen 40 yıl içindeki en kurak sonbahar olduğu belirtiliyor, diyorum ya kendi sonumuzu hazırlıyoruz işte bu en büyük elde tutulan örneklerden biri. Bunların temelinde de dediğimiz gibi yine insan başrolde. Gün geçtikçe artan nüfus buna bağlı olarak çoğalan binaların doğaya verdiği zararlar ( baca dumanları, bitki örtüsü tahribi, harcanan doğal kaynaklar vb.) bizlerin eseri. Bu gidişle gelecekteki nesillere uçsuz bucaksız çöllerin ortasında mega kentler dışında bir şey bırakamayacağız. Beni bir genç olarak en çok bunu bilmek üzüyor. Evet, ben gelecek neslime oranla şanslıyım az da olsa yemyeşil ormanlar, masmavi deniz ve birçok hayvanı gördüm ve görmekteyim ama 30 yıl sonra görebilir miyim? İnanın bunu hiç sanmıyorum ama emin olduğum bir şey var ki insanoğlu böyle savurgan ve bilinçsiz olmaya devam ederse benden sonraki nesiller benim görmekte olduğum az da olsa ormanları ve denizi göremeyecek bundan eminim ve en çokta bu yaralıyor beni.


Bunların hepsine dur diyebiliriz, belki bizim için büyük dünya için küçük adımlar olabilir bunlar ama emin olun sizin, benim, bizlerin ziyan etmediği her bir damla gelecek nesillerimize bir okyanus olarak kalacak. Gelin beraber sudan kentler kuralım, kuraklığa dur diyelim!

146 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör