BİR YALINLIK OLARAK YALNIZLIK


Yalın sözcüğü düşünce, söz ve yazı için karmaşık olmayan, anlaşılır, gösterişsiz, süssüz ve sade demektir. Peki biz insanlar için yalınlık nedir? Yalınlığın bize yansıması karmaşık olmayan, sade ve gösterişsiz anlamları mı? Yoksa biz yalınlığı çok farklı bir sözcük ve hayat prensibi olarak mı algılıyoruz?

Yalnızlığın sözcük kökenine baktığımız vakit sözcük eski Türkçede ‘’yalınmış’’ olarak karşımıza çıkıyor. Yalın olmanın getirdiği özelliklere ve gerekliliklere sahip olmak anlamı çıkıyor bu etimolojiden.

Yalın olmak bir sanatın icrasıdır. Çünkü kurgu yoluyla, makyajlı hayatlarla, perdeli sözlerle ve maskeli yüzlerle herkes yaşayabilir ve kendilerini bu hayat temposunda yaşatabilirler. Ben size tüm bu oyunları, gerçek dışı standartları elinizden alarak hayatınızı yaşamanızı ve yine tüm gücünüzle ‘’buradayım’’ demenizi istesem kim bilir ne havlular atılacak saha dışına?

Yalın olmanın beraberinde getirdiği en büyük silah sade, gösterişsiz olarak diğer herkesi bir adım geride bırakmaktır. Düşünsenize diğerlerinden üstün olmanıza olanak sağlayan şey aslında bir hiçlik. Ama öyle bir hiçlik ki her şeyden büyük. Karşısına hangi değeri hangi karmaşık yapıyı koyarsanız koyun sonuç yine yalınlık büyüktür gelecek.

Yalınmış bir hayat için kaçımızın cesareti var? Kaçımızın aslında olduğu kişiyi açığa çıkarmaya yüreği var? Hayat öyle bir hâle geldi ki farklılıklar ve çeşitli renkler toplumu rahatsız ediyor. İnsan bu durum karşısında içerisinde kendisine ait kalesinin duvarlarını örüyor ve sadece içerisinde kendi gibi yaşayacağı bir dünya yaratıyor. Biz insanoğlu bu evrene 8 milyar dünya borçluyuz. Her birimiz içte yaşanılan, gökkuşağı parlamayan, yağmurları yağmayan ve kişinin kendi içerisinden taşmayan dünyalar borçluyuz. Öyle bir hak ki insan öldürmek de değil. Bir dünya öldürmek. Nehirleri bizden farklı akıyor diye kaç nehir kuruttuk haberimiz var mı? Semasının rengi bizimkiyle örtüşmüyor diye kaç semayı söndürdük hiç düşündük mü? Ya da kaç kişi bizlerin içerimizde büyüttüğü dünyanın yeşil yapraklı ağaçlarını kuruttu? İçerimizdeki kuşların cıvıltısının sonsuz kesilmesinin sebebi kimdir ey ütopya sakinleri? Peki tüm bu yaşananlardan sonra yalın olmak yalınmış bir kişi olmak benim, senin, bizim hakkımız değil mi? Yalnız olmanın verdiği huzuru ve değeri dünyası yıkılmış, tek mevsim yaşayan insana sorun. Artık insanları bırakın da dünyalarını yaşatsınlar. Yalınmışlığın verdiği özgüveni ve özgünlüğü hissetsinler.

Hepimiz katiliz desem ne düşünürsünüz? Cana kıyan, bir kimseyi öldürene katil denir. Oysaki nice canlar feda edildi, nice hayatlar söndü bir hiç uğruna. Sorarım size bu hayallerin, bu dünyaların katilleri için de bir mahkeme var mı? Ne zamandan beridir dünyaları yıkmak normal karşılanır oldu?

Tüm bu gelişmeler insanı aynı olmaya itti ve evrene asıl anlam kazandıran farklılık kayboldu. Bizlerin de bu insan soykırımında parmağımız var belki dolaylı belki dolaysız.

….

Bir yer var biliyorum

Her şeyi söylemek mümkün

Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum

Anlatamıyorum.

....

Demişti şair. Evet bir yer var biliyorum ve her şeyi söylemek de mümkün. Ben bu yerin yolcusuyum. Burası öyle bir yer ki ütopya şehrinin distopya bölgesi deniyor oraya. Yolcuyum. Yolcusuyum bir yalnızlığın.

Peki benimle bu yolculuğa çıkmaya var mısın?

19 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör