KKD

Keşmir Sorunu

Keşmir Güney Asya’da yer alan Pakistan, Hindistan ve Çin’e yakın bir bölgede yer alıyor. Keşmir sorunu, 1947’de Pakistan ve Hindistan’ın bağımsızlıklarını ilan etmesiyle başladı. İngiltere 1947’de Hindistan’dan çekilirken, Keşmir’i Hindistan ya da Pakistan’ın topraklarına katma konusunda serbest bıraktı. Müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu Keşmir halkı 1947’de Pakistan’a katılmaya karar verse de dönemin prensi Hindistan ile birleşme kararı aldı. Müslüman Keşmir halkı karara karşı çıkmıştır. 1947’de Pakistan ve Hindistan’ın bölgeye asker göndermesiyle birlikte taraflar Keşmir meselesi yüzünden ilk kez savaştı. BM araya girerek Keşmir’de bir referandum yapılarak halkın oyuna başvurulacağını söyleyerek ateşkes sağladı. Pakistan çatışmalarda Keşmir’in az bir kısmını ele geçirmişti. Hindistan ise çatışmalarda daha çok kısım ele geçirdiği için referanduma yanaşmamıştır. Fakat bu durumda ateşkes 1965’te sonra ermiştir ve ikinci bir savaş başlamıştır. Bu savaş Pakistan askerlerinin bir operasyon ile Hindistan’ın elinde bulunan topraklara asker gönderip ayaklandırma başlatmasıyla başlamıştır. Hindistan Pakistan’ın tutumuna karşı saldırı başlatarak karşılık vermiştir. Beş hafta süren savaşta iki tarafta üstünlük sağlayamamıştır. Sovyetler Birliği ve ABD’nin araya girmesiyle Taşkent Deklarasyonu’nun imzalanması ile savaş sona ermiştir. 1971’de savaşın nedeni Keşmir olmasa dahi altında Pakistan ve Hindistan’ın Keşmir yüzünden anlaşmazlık halinde olmaları yatmıştır. 1999 yılında Kargil Savaşı patlak verdi. Bu savaş sonucunda Hindistan bozulan sınırlarını yeniden eski haline getirdi. Fakat Keşmir Sorunu günümüzde dahi çözüm bulmamış bir konudur



Kuril Adaları Problemi

Kuril takım adaları Iturup, Kunashiri ve Habomai adalarından oluşmaktadır. Bu adalar Pasifik okyanusunda bulunmaktadır. Rusya’nın güneyinde bulunan Japonya’nın kuzeyinde bulunmakta olup etrafında zengin bir çeşitte balık bulunmakta ve petrol ve gaz rezervlerinin zengin olduğu düşünülmektedir.

Rusya ve Japonya arasında yapılan 1855’te Shimoda Anlaşması ile Pasifik sınırı belirlenmiştir. Bu anlaşmaya göre Iturup adası tamamen Japonya tarafına bırakılıyordu. Urup adası ve kuzeyinde bulunan Kuril adaları Rusya tarafına bırakılacaktı. Ancak süreç burada sona ermeyip, 2.Dünya Savaşı sonrasında yeniden ortaya çıkmıştır. Rusya 1943 Kahire Bildirgesi’nin şartlarının yerine getirilmesini isteyerek, Japon egemenlik alanlarının Honshu ve Hokkaido adalarıyla sınırlı kalmasını istemiştir. Diğer taraftan Rus birliklerinin Mançurya’daki Japon birliklerine saldırmışlardır. Kızıl ordu bu saldırıların ardından Kuril Adaları’na girmiştir. 1991 ve 1993 yıllarında konu gündeme gelmiştir fakat çözüme ilişkin net adımlar atıldığı söylenemez. 2009 yılında Japon parlamentosu, Kuril Adaları’nın Rusya tarafından yasadışı olarak ele geçirildiğini söylemiştir. Bu gerginlik 2012 yılına kadar sürmüştür. 2012’de iktidara gelen yeni başkan Rusya ve Japonya arasındaki gerginliğin çözümü için çabalayacağını söylemiştir. Japon diplomat olan Togo süreç için çabalamış ve hızlı bir şekilde yani iki sene içerisinde çözüme kavuşmasını istemiştir. 2014 yılında yaşanan Ukrayna’da yaşanan gelişmeler yüzünden çözüm süreci askıya alınmıştır. Süreç 2016’da yeniden belirti göstermiştir fakat somut bir adım atılmamıştır. 2019 yılında Abe ve Putin, barış antlaşması müzakerelerin devam etmesi gerektiğini söylemişlerdir. Fakat Japonya Kuril’de bulunan adaları kendi toprağıymış gibi göstermesi sonucunda görüşmeler yeniden sonlandırılmıştır. Son noktada ise Adalar konusu Rusya ve Japonya tarafından çözüme ulaşmamıştır.



Doğu Akdeniz Meselesi

Doğu Akdeniz’de ABD’nin raporlarına göre 1,7 milyar varil petrol ve 122 trilyon fit küp gaz potansiyeline sahip olduğu söyleniyor. Bu potansiyel enerji, bölge ülkelerinin yanında dünyanın önde gelen enerji şirketlerinin de dikkatini çekmiştir. Bu durum ülkeyi ve bölgeyi mücadele ve kriz alanına çevirmiştir. Başta bölge ülkeleri ve uluslararası enerji şirketleri bölgede söz sahibi olmak için politikalar ve stratejiler oluşturmaya başlamıştır. Kıbrıs Cumhuriyeti 2002’de başta Mısır olmak üzere kıyıdaş ülkeler ile Münhasır Ekonomik Bölge anlaşmaları yapmaya başladı. Türkiye Cumhuriyeti ise bu anlaşmaların Kıbrıs Türkleri ve Türkiye’nin haklarının yendiğini söyleyerek meseleyi BM’lere taşıdı ve BM nezdinde onaylattı. Türkiye’nin itiraz etmesine rağmen Kıbrıs, 2007’nin başından 13 arama sahası ilan etti ve enerji şirketlerine ruhsat verme aşamasına geçti. Türkiye ise kendi ekonomik bölgesinde TPAO’ya ruhsat verdi. Türkiye ve Kıbrıs Cumhuriyeti tarafından verilen ruhsat alanları çakışıyordu. Gerginlik 2010’dan itibaren enerji şirketlerin bölgeye akın etmesiyle daha çok büyüdü. Noble, Exxon, ENI ve Total gibi enerji şirketlerinin Kıbrıs ile yaptıkları anlaşmalar sonucu bölgede faaliyetlerini devam ettiriyorlardı. Türkiye ise hamle yaparak ilk sondaj gemisi olan Fatih’i kendi kıta sahanlığı içinde doğalgaz arama faaliyetlerine başladı. İkinci sondaj gemisi olan Yavuz’u da arama faaliyetleri için bölgeye gönderdi. 4 Mayıs günü Mevlüt Çavuşoğlu tarafından Fatih gemisinin aramalara başladığını söyledi. Kıbrıs ve AB Türkiye’den gerginliğin artmaması ve Kıbrıs egemenlik haklarına saygı duyulmasını gerektiğini söyleyerek Türkiye’den çalışmaları durdurmalarını istediler. Türkiye ise karara karşı çıkarak araştırmalara devam etti. Doğu Akdeniz’e devletler askeri güç göndermeye başladı. Bölgede sık sık taciz atışları olmuştur. Günümüzde ise çözüm bulmamış bir konudur.


19 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör