EN


Hayatta duygular olmaksızın yaşamak mümkün müdür? Bir gün başımızı yastıktan kaldırıp gün sonu yine yastığa başımızı tekrar koyduğumuzda yüzlerce farklı duyguya maruz kalıyoruz. Her insanın bir gününde bu duygu seli bulunmaktadır.

Mutluluk olmadan, üzüntü olmadan, pişmanlık olmadan, heyecan olmadan bir ömür yaşanmaya değmez. Nasıl ki bir yemeği baharatlar güzelleştiriyorsa, o yemeğe bir farklılık kazandırıyorsa duygular da bizlere bir güzellik bir farklılık katarak biz insanoğlunu özgünleştiriyor.

Yıllarca esaret altında bulunan bir mahkûmun parmaklıklar ardına geçişi, bir annenin askerden gelen evladını karşılaması, bir babanın çocuğunu ilk kez eline alması, tarlasında ilkbahar yağmuru altında göğe ellerini açarak dualar eden çiftçiyi; duygular olmadan nasıl anlayacaktık? Onları duygular olmadan nasıl betimleyecekti yazarlar, duygunun varlığı olmasaydı en güzel mısralarını nasıl yazacaktı şairler? İçimiz kıpır kıpır olduğunda ‘’Nasılsın?’’ sorusuna duyguların şahsiyeti olmasa nasıl cevap verecektik?

Duygular her insanda az ya da çok tezahür eder. Kimisi için mutluluk tanımı kimisi için üzüntü tanımıdır. Duygular hem tanımları yönüyle hem de oranları yönüyle kişiden kişiye farklılık gösterir. Örneğin ben sevgimi sözle, düşünceyle ve hareketlerimle belirtirken başka biri sevgisini sadece içinde yaşayabilir. Bu durum, bu kişinin daha az sevdiğini göstermez. Ayrıca duygu oranları da farklıdır. Bende şaşkınlığın tezahürü yoğunken sende yüzeysel olabilir.

Duygu yoğunluklarının farklı olması sebebiyle bazen bir duyguya ‘’en’’ sıfatını yüklemiş oluruz. En sevdiğim anım, en mutlu olduğum şarkı, en üzgün olduğum gün, en korktuğum an, en utandığım hatıram… Cümle başına bir ‘’en’’ getirerek o duygunun en yoğun yaşandığı ‘’an’’lar oluşur belleğimizde. Yaşanan olayın bize tesiri ne derece etkiliyse hatırlanma ve o duyguyla özdeşleşme oranı da o derece artıyor. Bir çocuk için ‘’en’’ mutlu olduğu an yeni bisikletiyle kavuşması olduğu gibi bir yetişkin için de ‘’en’’ mutlu olduğu an evladını kolları arasına almasıdır. Hayat devamı boyunca duygulara vereceğimiz isimler de anılar da değişecek.



En mutlu günüm sözüyle başlayan bir cümle beyinde fırtınalar koparır. O günkü tutulan bellek zorlanır ve yavaş yavaş açığa çıkar bilgiler. Şimdi senden isteğim ‘’en’’ mutlu gününü düşünmen. En heyecanlı olduğun vakti gözlerinden geçirmen. En sevdiğin şarkıyı mırıldanmanı istiyorum. Umarım sesin de güzeldir😊 Neler hissettin, belleğini zorladın mı? Aklına bir duyguyla veya bir durumla ilgili ‘’en’’ sorusu sorulunca ışık hemen yandı mı? Yoksa bu günleri, anıları seçmekte zorlandın mı? Eğer aklına anında bir gün veya bir anı gelmediyse üzülme. Sen daha en güzel gününü geçirmemişsin, en heyecanlı vaktini yaşaman için gün sayıyorsun, en acı günün için habersizsin? Veya tüm bunların dışında senin için bir duygunun aşırılığı yok. Sen tüm duyguları eşit yaşıyorsun. Yolda çift kedileri görünce de hayatının insanıyla tanışınca da aynı yoğunlukta mutluluk saçıyorsun yüzüne. Dilenen bir çocuğa bakınca da vefat etmiş annenin yüzüne bakınca da aynı acıyı yaşıyorsun. Bu kötü bir şey mi? Tabi ki asla. Aslında sen duyguları hep dorukta yaşadığın için senin duygu ‘’en’’lerin yok. İçinden kelebekler uçurtan her olayda sen mutlusun. Gözyaşını içine içine akıttığın her olayda acının en doruğunu yaşıyorsun. Aslında diğerleri için bir tane olan ‘’en’’, seni tüm anılarda kuşatıyor. Dön bir bak arkana. Ne de çok anlatacağın ‘’en’’li hikayelerin var😊

Benim hiçbir zaman bir konuda, bir olayda, bir durumda ‘’en’’ seçimim olmadı. Çünkü benim mutlu olduğum zamanlar birbirleriyle kıyaslanamayacak derece güzeldi. Çünkü benim acı çektiğim zamanlar, biri bir diğerini aratmıyordu. Çünkü heyecanlandığım zamanlar kalbim hep aynı atıyordu.

Birinin en mutlu olduğu günü bilmek için ‘’en mutlu olduğun gün?’’ sorusu sormak yerine o kişiye unutamayacağı bir mutlu gün armağan edin. Aklında yer edinin. Sizi her mutlu olduğunda anımsasın. Bazen gözler bir noktaya dalar ve bir anlığına tüm seslere kulaklar kapatılır. Tam da bu anda hafif bir gülümseme kaplar yüzümüzü. İşte o gülümsemenin sebebi siz olun. Kötü geçen bir günü, mutlu bir şekilde bitirten siz olun. Boş verin diğer tüm soruları. Siz güzelliğin sebebi olun.

Hayat kısa ve umarım sen birilerinin yüzündeki gülümsenin sebebi oldun. Hayat kısa ve umarım sen bir çocuğun amansız gülmesinin sebebi oldun. Ve hayat kısa, umarım sen kendi mutluluğunun, sevincinin, heyecanının sebebi oldun.

Sorular yerine anılar biriktirin artık. En güzel duyguları yaşamanız ve yaşatmanız temennisiyle…

Kalın sağlıcakla, mutlulukla, huzurla.


41 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör